Adipozitlerle Tanışın

Şimdi sizlere insanların ve ayıların nasıl vücut ısısı ürettiklerini anlatacağım. Yukarıdaki müziği kısık sesle başlatın ve okumaya koyulun! (Sizler için müzik bile ayarladım, yine iyisiniz.)

Vücudumuzda yağ hücreleri vardır, fakat bu yağ hücreleri her zaman “tü kaka kilo” yağ hücreleri değildir. Kahverengi yağ hücreleri olarak bilinen kahverengi adipozitler, mitokondrilerinde yağları yıkarak enerji elde etmek yerine farklı bir şey yaparlar. Bu yaptıkları iş de bizim işimize yarar, ısınırız.

mitokondri

Standart bir mitokondri protonları F0F1 kompleksinden geçirerek enerji elde eder. Fakat kahverengi adipozitlerdeki mitokondriler 100 kata kadar* daha dayanıkl…(*pil reklamı, serbest çağrışım.) Kahverengi adipozitlerdeki mitokondriler protonlar için yan bir yola sahiptir. Şekilde de görebileceğiniz termojenin (ayırıcı protein/uncoupling protein) adı verilen bir protein, protonları buradan geçirerek oksidasyon enerjisini ısıya çevirir. Yenidoğan memeliler ve kış uykusuna yatan canlılar için bu elzem bir mekanizmadır. Yenidoğanlarda kahverengi adipozitler bol miktarda bulunur ve onları sıcak tutmaya yarar, aynı şey kış uykusuna yatan canlılar için de geçerlidir.

Eşleşmemiş mitokondriyle ısı üretimi. Kahverengi yağ mitokondrisinin ayırıcı proteini (termojenin) protonların mitokondri matriksine tekrar girmeleri için alternatif bir yol oluşturur, böylece proton pompalamak için tutulan enerji, ısı olarak açığa çıkar.

ucp1

Peki kahverengi adipozitler neden mi kahverengi adipozitler? Çünkü kahverengi adipozitler (Brown Adipose Tissue; BAT), sitoplazmalarında çok fazla mitokondriye sahiptir, buradaki “hem” molekülleri ve dokudaki bol kan damarları yüzünden renkleri kahverengi olarak görülmektedir.

Size adipozitler hakkında bir diğer gerçeği daha sunuyorum: adipozitler hormonlarla bağlantılı çalışırlar.

Enerjiye ihtiyaç olduğu zaman, adipoz dokuda depolanan triaçilgliseroller adipositler içinde lipazlarla hidrolizlenerek serbest yağ asitlerini oluştururlar, daha sonra serbest yağ asitleri kan dolaşımı aracılığıyla iskelet kaslarına ve kalbe taşınırlar. Adipositlerden serbest yağ asitlerinin serbestleştirilmesi, büyük oranda triaçilgliserol lipazın aktivasyonunu stimüle eden epinefrin hormonu tarafından artırılır. İnsülin, triaçilgliserol lipazın aktivitesini azaltarak epinefrinin bu etkisine zıt etki gösterir.

Adipozitler yağ depolayan koca hücreler olduklarından dolayı kilo ile de bağlantılılar pek tabii. Hatta obezite, diyabet ve vasküler hastalıklarla da bağlantılılar. Ve hatta kaynak bulamamamla birlikte derste öğrendiğim kadarıyla oluşan bir adipozit hücresi bir daha yok olmuyor. Bu yüzden küçük yaşlarda alınan kiloların verilmesi çok zor oluyor, çünkü adipozit hücrenin içerisindeki yağ depoları yakılabilir veya çevresindeki kaslar geliştirilerek hücre sıkıştırılabilir, fakat hücre kaybolmaz. Hücre olduğu sürece de yağ biriktirme eğiliminde olacak. Bu yüzden en iyisi hiç yağlanmayıp adipozit oluşturmamak.

Şimdi kaynaklar/ileri okuma:

  1. Gideon R. Hajer, Timon W. van Haeften, and Frank L.J. Visseren. Adipose tissue dysfunction in obesity, diabetes, and vascular diseases. European Heart Journal (2008) 29, 2959–2971 doi:10.1093/eurheartj/ehn387
  2. Matthew Harms & Patrick Seale. Brown and beige fat: development, function and therapeutic potential. Nature Medicine 19, 1252–1263 (2013) doi:10.1038/nm.3361
  3. Cannon B, Nedergaard J. Brown adipose tissue: function and physiological significance. Physiol Rev. 2004 Jan;84(1):277-359.
  4. Rothwell NJ, Stock MJ. A role for brown adipose tissue in diet-induced thermogenesis. Nature. 1979 Sep 6;281(5726):31-5.
  5. Greenberg AS, Obin MS. Obesity and the role of adipose tissue in inflammation and metabolism. Am J Clin Nutr. 2006 Feb;83(2):461S-465S.
  6. Lehninger Biyokimya.
Reklamlar