Yalnızca görsel şölen için bile izlenesi animeler

Çok fazla “izleyici” biri olmadığım için izlediğim şeyleri ince eleyip sık dokuduğumdan bahsetmiştik. Bu yazı da görsel zevki üst düzeye çıkaran animelerden oluşuyor. Sıralama estetik zevkin en iyi olduğu animeden en düşüğe göre sıralansa da, senaryo sağlamlığı tam tersine işlemekte.

1) Kotonoha no Niwa (The Garden of Words)

Konusunun, senaryosunun hiçbir önemi yok. Hiç düşünmeden açın izleyin. Sadece estetik zevkten dolayı bile gözünüzü kırpmadan izleyeceksiniz.

İlla nedir bu ne anlatıyor teması ne diyorsanız da duygusal ve romantik bir film. Ayakkabıcı bir “uvlanla” hocasının garip hikayesi. Yine de bence bu filmin senaryosunun hiçbir önemi yok. Adamlar Tokyo’yu birebir resme dökmüşler boy boy duvar kağıdı yapılası bir film, inanmıyorsanız bakın:

garden-of-words-film-photo-fb

İşte Tokyo işte film! Hangisi gerçek hangisi çizim bilemediniz bile değil mi? 😛

Bu da devamı bir slayt olsun:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

2) Byôsoku 5 senchimêtoru (5 Centimeters per second)

(Videoyu izleyebilirsiniz)

Adını kiraz ağacı yapraklarının düşüş hızından alan, 2007 tarihli, makoto shinkai başyapıtı bir anime. toplam bir saate yakın süren üç kısa öyküden oluşan film, ailelerinin japonya’nın iki ayrı köşesine taşınmaları nedeniyle ayrılmak zorunda kalan takaki ile akari isimli iki çocukluk arkadaşının hikayesini anlatıyor. (eksisozluk.com –  king of brooding)

Bu film biraz karmaşık, o yüzden konusundan kendim bahsetmek istemedim alıntı yaptım. Biraz kafa karıştırıcı bir film. Senaryosu Kelimelerin Bahçesi’nden daha güzel, görsellik ise bir tık daha altta.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

3) Mushishi / Mushishi zoku shou suzu no shizuku

Artık filmleri bir kenara bırakıp diziye geçtim. Mushishi adıyla yayınlanan bir sezondan 6 sene sonra ikinci sezonu farklı bir adla yayınlanan bu dizi de görsel olarak tatmin eden animelerden. Senaryosu çok sağlam, tahmin edilemez dönüşlerle kendine bağlamasını biliyor.

Konusu “mushi” adı verilen canlılarla ilgili. Bu canlılar tamamen fantastik yaratıklar olarak kurgulanmamış, tersine olağan canlılarla bağlantı kurularak yaratılmış. Bu yapısı beni etkiledi, konunun bağlanış şeklini zekice buldum. Şöyle ki bu mushi dediğimiz canlılar mantarlarla bitkilere yakın yaratıklar. İnsanlarla benzerlikleri daha az. İşi olağandışı kılan kısım mushileri herkesin görememesi. Bir şekilde tüm insanlarla bağlantılı olsa da hem herkesin göremeyişinden hem de bilginin yaygın olmamasından dolayı insanların mushiler hakkında çok bir fikri yok. Bunun yanı sıra gezgin olan ve mushileri araştıran kimseler var, onlara da “mushishi” deniyor. İşte dizi bundan ibaret. Mushilerin sınırı yalnızca hayal gücü olduğundan ötürü ortaya sonsuz senaryo çıkabiliyor. İlk sezonuyla biraz yarım kalmış The Lost Room’a benzettim, çünkü orada da müthiş bir fikir vardı fakat tüketemeden yarım kalarak bitmişti. Mushishi de böyle sağlam bir fikirle bir sezonda kalmamalıydı, neyse ki ikinci sezonu da çıkardılar.

Özetle Mushishi’nin konusu çok iyi. Ben yeterince aktaramadım, en azından birkaç bölüm izlemenizi tavsiye ederim. Görsel olarak da diğerleri kadar doyurmasa da manzaraları çok hoş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Umarım listemi beğenmişsinizdir. 🙂

Reklamlar